Estetik'te "Güzel"i Görmek Kemal Gurulkan Sanat, Arapça’da amel yani iş yapma manasına gelen sun’ kökünden türemiştir. Bu kelime tabiat da Cenab-ı Hakk’ın kudret eseri olarak yarattığı ve hayranlık uyandıracak her türlü sanat-ı İlahiyeyi (renkler, şekiller ve sesler) ifade içinde kullanılmaktadır. Fakat sanatın en meşhur tanımı: “güzel ve bediî işler yapmaktır.” (İlyas Üzüm, ‘Sanatın İktisadi Boyutları, Köprü, no: 55, s. 62) Kavram Türkçe’ye geçerken Arapça “sınaat” kelimesinin tahrif edilmesiyle “zanaat” şeklini almış ve aynı mana yüklenerek kullanılırken daha sonra ilim, zeka ve ibda eseri olmayan yalnız meleke ve el ustalığı ile yapılan işleri ifade etmiştir. (Celal Arseven, Sanat Ansiklopedisi, ‘Sanat’ md., c. 4, s. 1753) Sanatın anlamı kadar değeri de hep tartışma konusu olmuştur. İnsanın maddi ihtiyaçlarının kolay karşılanmasına yarayan sanata zanaat, manevi ve estetik (bediî) ihtiyaçlarına karşılık olana (mimarlık, resim, heykeltıraşlık, musıkî ve şiir) güzel sanat...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Düşünce Tarihinde Ahlâk Ekolleri ve Görüşleri Kemal Gurulkan Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizle ilgili yaşamış olduğumuz sıkıntıların sebepleri yazılı ve görsel basında gün geçmiyor ki, haber konusu yapılmasın. Hemen hemen bütün yorumcuların, gelmiş olduğumuz durumdan kurtulabilmemiz için yapılması gerekenler hakkında farklı görüşler ortaya koymalarına rağmen, artık eski alışkanlıklarımızı terk etmemiz gerektiği ile ilgili ortak bir noktada buluştuklarını görmekteyiz. Peki değiştirilmesi gereken davranışlarımız nelerdir ve bunu sağlamak için ne yapmak gerekir? Bu konuda toplumun hangi kesimlerine görevler düşmektedir? İşte üzerinde durulması ve belki de toptan davranış modlarımızda değişikliğe gitmemizi gerektiren husus budur. Toplum olarak yıllardır büyük bir ahlâki kirliliğin içerisinde bocalayıp durmakta fakat bu bocalamadan kurtulma yollarını pek de arar görünmemekteyiz. Ailede, okulda çocuklarımıza öğrettiğimiz değerlerle televizyon ekranlarında ve toplumdaki değerlerin bi...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
31 Mart Ayaklanması'nda Ulemanın Karşı Çabası Olarak Cemiyet-i İlmiye-i İslâmiye'nin Beyannameleri Kemal Kızıltoprak* (Kemal Gurulkan'ın Kemal Kızıltoprak olarak yayınlamış olduğu bir makaledir.) Rûmi tarihle 31 Mart 1325'de, yani 13 Nisan 1909'da İstanbul'da patlak veren 31 Mart Hadisesi ile siyâsi literatürümüze giren "irtica" kavramı, sözlüklerde, geriye dönüş, eskiyi isteme, eski rejime dönülmesi taraftarlığı olarak izah edilmektedir (Demir, Acar, 1993, s. 183). II. Meşrutiyet'le birlikte yeni bir dönemin eşiğine gelmiş olan Osmanlı Devleti'ni karanlığa iten bu hareketler, kısa süre içerisinde gerek İstanbul'da gerekse Osmanlı coğrafyasının diğer bölgelerinde yankı uyandırmış ve ancak Selanik'ten gelen Hareket Ordusu'nun müdahalesi sonucu bastırılabilmiştir. Ancak bu olay, II. Abdulhamid'in tahttan indirilmesine, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bir devlet partisine dönüşmesine ve Meşrutiyet'in olmazsa olmazları arası...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
TÜRK CİHAT VE FÜTUHAT ANLAYIŞI VE SARI SALTUK GAZİ* Kemal Gurulkan** Tebliğimizde, Türklerde fütuhat anlayışının ortaya çıkışı, İslam'ın cihat anlayışıyla birleşmesi, Selçuklu ve Osmanlılardaki tezahürleri üzerinde durulacaktır. Umulur ki, Türk (Selçuklu ve Osmanlı) fetih siyasetinin çıkış noktası ve amacı anlaşılsın, ayrıca diğer milletlerin savaş ve emperyalist siyasetleri bu çerçevede mukayese edilebilsin.. Bütün hayatını ve felsefesini nefisle mücadeleye adamış bir mana insanının doğumunun 800. yılı münasebetiyle tertip edilen bu sempozyumu tertip eden heyet, bu topraklar üzerinde daha yakın bir gelecekte yaşanmış olan maddî cihattan daha önemli görülen büyük cihadın felsefesine, ömürler ve nesiller adamış mana ikliminin erenlerine bu hakikatli hürmeti göstermek suretiyle aslında anlatmaya çalışacağımız hususların ne kadar da idrakinde olduklarını haykırarak ilan etmişlerdir. Cihat Nedir? Tanım: Cihad, Arapça "C-H-D" "Cehd" kökünden gelir. Lügatte cehd; gayr...